Bir ceza infaz kurumunda, hükümlünün disipline aykırı eyleminin öğrenilmesinden 4 gün sonra muhakkik görevlendirmesi yapılarak soruşturmaya başlanmıştır. Ancak soruşturma ve karar verme süreçleri diğer yasal sürelere uygun olarak tamamlanmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/5079 E. sayılı kararında bu durum nasıl değerlendirilmiştir? Soruşturmaya geç başlanmasının disiplin cezasının sıhhatine etkisi ve hükümlünün olası mağduriyetinin nasıl giderilebileceği konusunda kararda varılan sonucu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111254

Yargıtay bu kararında, 5275 sayılı Kanun'un 47/2. maddesinde öngörülen 'en geç iki gün içinde' soruşturmaya başlama süresine uyulmamasının, tek başına disiplin cezasının sıhhatini etkilemeyeceğine ve cezanın iptalini gerektirmeyeceğine karar vermiştir. Eğer soruşturmanın tamamlanması ve kararın verilmesi gibi diğer sürelere riayet edilmişse, sadece başlangıçtaki gecikme, disiplin cezasını geçersiz kılmaz. Ancak Yargıtay, bu gecikmenin hükümlü aleyhine bir sonuç doğurmaması gerektiğini de vurgulamıştır. Hükümlünün olası mağduriyeti şudur: Disiplin cezasının infazı gecikecek ve buna bağlı olarak cezanın sicilden silinmesi için gereken süre de uzayacaktır. Bu mağduriyetin giderilmesi için Yargıtay şu çözümü önermiştir: Mahkeme, disiplin cezasının 'infaz edilme tarihini', soruşturmaya zamanında başlansaydı infaz edileceği varsayımsal tarihi esas alarak 'öne çekebilir'. Böylece, idarenin kusurundan kaynaklanan gecikme hükümlüye yükletilmemiş olur. Özetle, soruşturmaya geç başlama tek başına iptal sebebi değildir, ancak bu gecikmenin hükümlü aleyhine yaratacağı olumsuz sonuçlar mahkeme kararıyla giderilmelidir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-47-disiplin-sorusturmasi.html)