14 yaşındaki bir çocuk, kendisinden 2 yaş büyük olan 16 yaşındaki bir çocuğun rızasıyla cinsel ilişki dışında kalan ancak bedensel temas içeren bir eylemde (örneğin sarılma, öpme) bulunmuştur. Bu durumda 14 yaşındaki çocuğun eylemi, TCK m. 103 kapsamında 'çocuğun cinsel istismarı' suçunu oluşturur mu? Suçun takibinin şikayete bağlı olup olmamasını ve rızanın rolünü metindeki bilgiler ışığında değerlendiriniz.
Bu durumda, 14 yaşındaki çocuğun eylemi, TCK m. 103/1'de tanımlanan 'cinsel istismar' suçunu oluşturur. Çünkü mağdur (16 yaşında) 18 yaşından küçüktür. Ancak, eylemin niteliği, failin durumu ve mağdurun yaşına göre özel hükümler uygulanır: 1) Eylemin Niteliği: Cinsel ilişki dışındaki bedensel temas içeren bu eylem, yoğunluğuna göre 'sarkıntılık' veya 'basit cinsel istismar' olarak değerlendirilebilir. 2) Rızanın Rolü: Mağdur 15 yaşından büyük (16 yaşında) olduğu için, TCK m.103/1-b'ye göre eylemin istismar sayılması için rıza dışı olması gerekir. Ancak burada fail de çocuktur ve Yargıtay bu tür durumlarda rızayı daha esnek yorumlayabilmektedir. Yine de eylem suç olarak kabul edilir. 3) Failin Çocuk Olması ve Şikayet: Metinde bu konudaki en kritik hüküm aktarılmıştır: TCK m. 103/1'in son cümlesine göre, 'Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.' Dolayısıyla, eğer eylem 'sarkıntılık' düzeyinde kabul edilirse, suçun takibi şikayete bağlı olacaktır. Eğer mağdur veya velisi/vasisi şikayetçi olmazsa soruşturma yapılamaz. Eğer eylem sarkıntılığı aşan 'basit cinsel istismar' olarak kabul edilirse, bu özel şikayet şartı uygulanmaz ve suç re'sen takip edilir. (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)