TCK m. 170'de düzenlenen 'Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması' suçunun hukuki niteliğini (soyut/somut tehlike suçu) fıkralar arasındaki farkı gözeterek analiz ediniz. Bu suçun işlenmesiyle aynı zamanda bir zarar neticesi (ölüm, yaralanma) meydana gelmesi halinde suçların içtimaı (fikri içtima) nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111237

TCK m. 170, hem somut hem de soyut tehlike suçu niteliğinde hükümler içerir. 1) Birinci Fıkra (Somut Tehlike Suçu): Bu fıkrada sayılan seçimlik hareketlerin (yangın çıkarma, bina çökmesine neden olma, silahla ateş etme vb.) cezalandırılabilmesi için, bu fiiller neticesinde 'kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikenin meydana gelmesi' şartı aranmıştır. Tehlike sadece varsayımsal değil, gerçek ve somut olmalıdır. Madde gerekçesinde de bu durum 'söz konusu suç, bir somut tehlike suçu olarak tanımlanmıştır' şeklinde açıkça belirtilmiştir. 2) İkinci Fıkra (Soyut Tehlike Suçu): Bu fıkrada ise yangın, bina çökmesi vb. 'tehlikesine neden olmak' ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Burada fiilin işlenmesi suçun oluşumu için yeterlidir; ayrıca somut bir tehlikenin meydana gelmesi aranmaz. Fiilin kendisi, kanun koyucu tarafından tehlikeli kabul edildiği için cezalandırılır. Bu nedenle soyut tehlike suçudur. Suçların İçtimaı: Metnin gerekçesinde belirtildiği gibi, bu fiiller sonucunda bir zarar neticesi (ölüm, yaralanma, malvarlığı zararı) meydana gelirse, 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) hükümleri uygulanır. Fail, tek bir fiil ile hem genel güvenliği tehlikeye sokma suçunu hem de kasten/taksirle öldürme veya yaralama gibi suçları işlemiş olur. Bu durumda, en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulur. (www.zulkufarslan.av.tr/topluma-ve-cevreye-karsi-suclar/)