Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 1994/363 E., 1996/57 K. sayılı kararında, yükümlünün çalınan fatura cildinin başkası tarafından kullanılması sonucu adına yapılan katma değer vergisi tarhiyatı iptal edilmiştir. Kurul'un bu karara ulaşırken dayandığı temel ilke nedir? Bu kararda Vergi Usul Kanunu'nun 3. ve 134. maddeleri nasıl yorumlanmıştır?
Kurul'un bu karara ulaşırken dayandığı temel ilke, VUK m. 3/B'de düzenlenen 'vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olması' ilkesidir. Bu ilkeye göre, vergileme yapılırken olayın sadece şekli görünüşüne değil, gerçekte ne olduğuna bakılmalıdır. Somut olayda, faturalar şeklen davacı şirket adına düzenlenmiş olsa da, yapılan incelemede bu faturaların 'muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge' olduğu ve davacı tarafından yapılmayan bir taşıma işine ilişkin olduğu, yani vergiyi doğuran olayın (hizmetin ifası) gerçekte davacı tarafından gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Kurul, VUK m.134'teki 'vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak' olduğu hükmünü de bu ilkeyle birlikte yorumlamıştır. Şeklen davacı adına görünen ancak gerçekte onun tarafından yaratılmayan bir hasılat üzerinden vergi salınması, verginin doğruluğu ilkesine aykırıdır. Davacının faturalarını çaldırdığını bildirmemiş olması onun kusuru olsa da, bu durum, gerçekleşmemiş bir işlemden dolayı onun adına vergi tarh edilmesini haklı kılmaz. Bu nedenle, olayın gerçek mahiyeti esas alınarak tarhiyat iptal edilmiştir. (kadimhukuk.com.tr/makale/vergi-mahkemesi-gorevleri/)