Pişkin-Türkiye kararında İHAM, başvurucunun 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlal edildiği sonucuna hangi somut olgulara dayanarak ulaşmıştır? Mahkemelerin KHK ile ihraç kararlarına karşı açılan davalarda 'yasadışı bir yapılanma ile bağlantılı olmak' iddiasını nasıl değerlendirmesi gerektiğini İHAM kararı ışığında analiz ediniz.
İHAM, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna şu somut olgulara dayanarak ulaşmıştır: 1) Fesih Dayanağının Belirsizliği: Başvurucunun iş akdinin feshine dayanak olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili maddeleri (örn. haklı neden, geçerli neden) değil, genel ve soyut bir ifade olan 667 sayılı KHK m.4/1(g) gösterilmiştir. 2) Somut Değerlendirmenin Yokluğu: Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay kararlarının hiçbirinde, başvurucunun 'yasadışı bir örgütle bağlantılı' olduğu iddiasını destekleyen herhangi bir somut delil, olgu veya değerlendirmeye yer verilmemiştir. Kararlar, sadece KHK hükmüne atıf yapmakla yetinmiş, bu 'bağlantı' veya 'iltisak'ın neye dayandığını açıklamamıştır. İHAM kararı ışığında mahkemelerin bu tür davaları değerlendirirken izlemesi gereken yol şudur: Mahkemeler, idarenin (işverenin) 'yasadışı yapılanma ile bağlantılı olma' iddiasını soyut bir gerekçe olarak kabul edemez. İdarenin bu iddiayı somut delillerle (tanık beyanı, belge, dijital materyal vb.) ispatlamasını talep etmeli ve bu delilleri bir bütün olarak değerlendirmelidir. Başvurucuya bu delillere karşı savunma yapma ve kendi delillerini sunma imkanı tanımalıdır (silahların eşitliği ilkesi). Mahkeme, kararında bu 'bağlantı' veya 'iltisak' iddiasının somut olayda neden sabit görüldüğünü veya görülmediğini, tarafların argümanlarını ve delillerini tartışarak, makul ve ikna edici bir şekilde gerekçelendirmelidir. Sadece KHK'ya atıf yaparak verilen bir karar, gerekçeli karar hakkını ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını ihlal eder. (Pişkin-Türkiye, pr.145-149). (sen.av.tr/tr/makale/iham-kararinda-durust-yargilanma-hakkinin-medeni-hak-ve-yükümlülüklere-tatbiki)