CMK m. 93'e göre, yakalanan veya tutuklanan bir kişiye kelepçe takılabilmesinin şartları nelerdir? Metinde, bu şartların varlığı veya yokluğu konusunda takdir yetkisinin kime ait olduğu ve uygulamada kolluğun bu konudaki yaklaşımının hukuki dayanakla ne ölçüde örtüştüğü tartışılmaktadır. Bu tartışmayı analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111224

CMK m. 93'e göre kelepçe takılabilmesinin iki alternatif şartı vardır: 1) Kişinin kaçacağına ilişkin belirtilerin varlığı. 2) Kişinin kendisinin veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı. Bu şartların 'somut belirtilere' dayanması gerekir, soyut bir varsayım yeterli değildir. Takdir yetkisi, nakil işlemini gerçekleştiren kolluk görevlisine aittir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir ve kanundaki somut belirti şartlarına bağlıdır. Metindeki tartışmaya göre, uygulamada kolluk, özellikle 'mevcutlu getirme' durumlarında, sorumluluğun kendilerinde olduğu ve olası bir kaçma veya saldırı durumunda sorumlu tutulacakları gerekçesiyle, CMK m.93'teki somut belirtilerin varlığını araştırmadan, neredeyse her şüpheliye bir karine olarak kelepçe takma eğilimindedir. Bu durum, kanunun 'somut belirti' arayan lafzı ile tam olarak örtüşmemektedir. Yazar, yasal doğrunun, 'saygınlık' gibi sübjektif ayrımlar yerine, her somut olayda kanundaki risklere ilişkin somut belirtilerin var olup olmadığının değerlendirilmesi olduğunu, bu belirtiler yoksa kelepçe takılmaması gerektiğini, ancak kolluğun yine de gerekli diğer güvenlik önlemlerini alması gerektiğini belirtmektedir. Yani uygulama, kanuni şartları geniş yorumlayarak fiili bir standart oluştururken, hukuki metin daha dar ve somut bir çerçeve çizmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/kelepce)