TCK m. 103'te düzenlenen 'çocukların cinsel istismarı' suçu ile TCK m. 102'de düzenlenen 'cinsel saldırı' suçu arasındaki temel ayrım nedir? Özellikle 'rıza' unsurunun bu iki suç tipindeki rolünü, 15 yaşından küçük ve 15-18 yaş aralığındaki mağdurlar açısından karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111219

Temel ayrım, mağdurun yaşı ve rızasının hukuki geçerliliğidir. 1) Cinsel Saldırı (TCK m. 102): Mağdurun 18 yaşını tamamlamış bir kişi olduğu suç tipidir. Bu suçun oluşması için eylemin mağdurun 'rızası dışında' gerçekleştirilmesi şarttır. Rızanın varlığı, fiili suç olmaktan çıkarır. 2) Çocukların Cinsel İstismarı (TCK m. 103): Mağdurun 18 yaşını doldurmamış bir çocuk olduğu suç tipidir. Burada 'rıza' unsurunun rolü yaşa göre değişir: a) 15 Yaşını Tamamlamamış Çocuklar: Metinde açıkça belirtildiği gibi, bu yaş grubundaki çocukların maruz kaldığı cinsel davranışlar açısından rızası hukuken geçersizdir. Kanun, bu yaştaki bir çocuğun cinsel bir eyleme geçerli bir rıza gösteremeyeceğini bir karine olarak kabul eder. Dolayısıyla, çocuğun rızası olsa dahi fiil cinsel istismar suçunu oluşturur. b) 15-18 Yaş Arasındaki Çocuklar: Bu yaş grubundaki çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın istismar sayılabilmesi için 'cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene' dayanması, yani rıza dışı olması gerekir. Eğer bu yaştaki çocuğun rızası varsa ve eylem cinsel ilişki boyutuna varmamışsa (örneğin öpme), suç oluşmaz. Ancak rızası olsa bile cinsel ilişki yaşanmışsa, bu durum TCK m. 104'teki 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçunu oluşturur. (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)