Sözlü ve uygulamalı sınavların yargısal denetiminin yazılı sınavlara göre daha zor olmasının temel nedeni nedir? Danıştay'ın bu tür sınavların denetimine ilişkin yaklaşımındaki evrimi ve 'usul yönünden denetim' ile 'esas yönünden denetim' arasındaki farkı metindeki örneklerle açıklayınız.
Sözlü ve uygulamalı sınavların yargısal denetiminin zor olmasının temel nedeni, denetime esas alınacak objektif ve yazılı kanıtların (sınav kağıdı, cevap anahtarı gibi) bulunmamasıdır. Değerlendirmenin anlık, subjektif ve soyut kalma riski yüksektir. Danıştay'ın yaklaşımındaki evrim şu şekildedir: Başlangıçta Danıştay, 'sözlü yapılan sınavlarda sınavla ilgili yazılı kanıt bulunmaması nedeniyle, bu sınavda ilgilinin başarılı olup olmadığının bilirkişi incelemesi yaptırılarak yargı yolu ile denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır' şeklinde kararlar vererek esas denetiminden kaçınmıştır. Ancak daha sonraki kararlarında bu yaklaşımını değiştirmiştir. Usul Yönünden Denetim: Sınavın kanun ve yönetmeliklerde öngörülen usule uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesidir. Metindeki örnekte, sözlü sınav tutanağının sınavdan sonra düzenlenmesi gibi bir usulsüzlük, sınavın iptal nedeni sayılmıştır. Esas Yönünden Denetim: Sınavda sorulan soruların ve verilen cevapların içeriğinin, adayın bilgisini ölçmeye uygun olup olmadığının ve yapılan değerlendirmenin objektif kriterlere dayanıp dayanmadığının denetlenmesidir. Metindeki hakimlik sınavı örneğinde Danıştay, mahkemenin yönetmelikteki değerlendirme kriterlerine (kavrama, ifade yeteneği vb.) göre bir denetim yapması gerektiğini, sadece 'yazılı kanıt yok' diyerek davayı reddedemeyeceğini belirtmiştir. Bu, esas denetimine kapı aralayan bir yaklaşımdır. Bu denetimin yapılabilmesi için de metinde belirtildiği gibi, sınavların sesli ve görüntülü kayıt altına alınması gibi yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. (kadimhukuk.com.tr/makale/sinav-sonucuna-itiraz-not-tespit-davasi/)