Metindeki yazar, Anayasa Mahkemesi'nin 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine ilişkin iptal kararını hangi yönlerden eleştirmektedir? Yazar, kişilik haklarının korunması ile ifade ve basın hürriyeti arasındaki dengeyi nasıl kurmaktadır ve uygulayıcılara (sulh ceza hakimlikleri) yönelik hangi eleştiriyi getirmektedir?
Yazar, AYM kararını şu yönlerden eleştirmektedir: 1) Uygulamadan ve Günün Gereklerinden Uzak Olması: İnternetteki içeriklerin yayılma hızı ve yıkıcı etkisi göz önüne alındığında, AYM'nin 'kademeli müdahale' beklentisinin pratik olmadığını ve kişilik hakkı ihlallerinin derhal önlenmesi ihtiyacını göz ardı ettiğini savunmaktadır. 2) Gerekçenin Hükmü Değil Uygulamayı Eleştirmesi: Yazar, AYM'nin aslında kanun metninin kendisinden çok, sulh ceza hakimlerinin yetkilerini kötüye kullanmasını ve somut gerekçe sunmadan karar vermelerini eleştirdiğini, ancak bu uygulama sorunları nedeniyle kanunun temel koruma mekanizmasını ortadan kaldırdığını ima etmektedir. Yazar, dengeyi kurarken, ifade ve basın hürriyetinin korunması gerektiğini ancak sosyal medyanın yarattığı kırılgan ortamda kişilik hakları ve özel hayatın gizliliği gibi hukuki yararların da etkili bir şekilde korunması gerektiğini, bunun için de hukuki düzenlemelerin zorunlu olduğunu belirtmektedir. Uygulayıcılara yönelik temel eleştirisi ise, sulh ceza hakimliklerinin 'görünür gerçeklik' gibi soyut bir kıstasla ve çoğu zaman yetersiz gerekçelerle başvuruları reddederek, kişilik hakları saldırıya uğrayan bireyleri hukuki korumadan mahrum bıraktıklarıdır. Yazara göre, sorun sadece yasal düzenlemede değil, aynı zamanda uygulamanın da daha kararlı, adil ve dengeli olmamasındadır. (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)