5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca kişilik hakları ihlali nedeniyle sulh ceza hakimi tarafından verilen 'içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi' kararlarına ilişkin hükümlerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinde, 'ölçülülük', 'belirlilik' ve 'demokratik toplum düzeninin gerekleri' ilkeleri nasıl bir rol oynamıştır? AYM'nin 'kademeli bir müdahale' beklentisini metindeki eleştiriler ışığında değerlendiriniz.
AYM'nin iptal gerekçeleri şunlardır: 1) Belirlilik ve Hukuki Güvenlik İlkesi: Madde, hakime çok geniş bir takdir yetkisi tanımakta, hangi durumlarda hangi tedbirin (içeriğin çıkarılması mı, erişimin engellenmesi mi) uygulanacağına dair net kriterler sunmamaktadır. Bu durum, keyfi uygulamalara yol açabilecek bir belirsizlik yaratmaktadır. 2) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri ve Ölçülülük: Kararların genellikle çelişmeli bir yargılama yapılmadan ve somut gerekçelerden yoksun, genel ifadelerle verildiği tespit edilmiştir. AYM, ifade ve basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasında adil bir denge kurulmadığını, en hafif müdahale yerine doğrudan en ağır olan erişim engelleme veya içerik çıkarma gibi tedbirlerin orantısız şekilde uygulandığını belirtmiştir. AYM'nin 'kademeli müdahale' beklentisi, kişilik hakkı ihlali iddiası karşısında doğrudan tüm içeriğe erişimi engellemek yerine, örneğin sadece ihlal içeren kısmın çıkarılması, tekzip yayınlanması gibi daha hafif ve orantılı yöntemlerin öncelikle değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelir. Metindeki eleştiri ise, internetin yayılma hızı düşünüldüğünde bu tür kademeli müdahalelerin etkisiz kalabileceği ve ihlalin derhal önlenmesi ihtiyacını karşılamayacağı yönündedir. Ancak AYM, mevcut düzenlemenin bu dengeyi ifade ve basın özgürlüğü aleyhine bozduğunu ve orantısız bir sınırlama getirdiğini düşünerek iptal kararı vermiştir (Anayasa m.13, 26, 28). (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)