CGK 15.11.2016, 2014/14-467 – 2016/420 sayılı kararında, 15 yaşından küçük bir mağdurun rızasıyla dağlık bir alana götürülüp bir gün alıkonulması eyleminin neden 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturduğuna karar verilmiştir? Bu karar, yaşı küçüklerin rızasının geçerliliği konusunda nasıl bir ilke ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111199

Ceza Genel Kurulu'nun bu kararında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m.109) suçunda, TCK m.103'teki (cinsel istismar) gibi net bir yaş sınırı olmamasına rağmen, yaşı küçük mağdurun rızasının geçerliliğinin her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karara göre, rızanın geçerliliği 'failin amacının toplumda kabul gören bir davranış ya da genel ahlak kurallarına uygun olup olmadığına' göre belirlenir. Somut olayda sanığın, yaşı küçük mağdureyi ailesinin bilgisi ve rızası dışında, meşru olmayan bir amaçla (dağlık bir alanda alıkoymak) götürmesi, 'haksızlık bilinciyle' hareket ettiğini göstermektedir. Bu durumda, çocuğun yüksek yararı ve velayet/vesayet hakkının korunması gereği, çocuğun verdiği rıza hukuken geçersiz sayılmıştır. Karar, şu ilkeyi ortaya koymaktadır: Yaşı küçüklerin rızası, eylemin niteliği meşru (örneğin okula bırakmak, komşuya gitmek) olduğunda geçerli olabilirken; eylem çocuğun güvenliğini, sağlığını, ahlaki gelişimini tehlikeye atan veya hukuka aykırı bir amaç taşıyan (alıkoyma, cinsel amaçlı yakınlaşma vb.) bir nitelikteyse, çocuğun bu eyleme verdiği rıza hukuken bir anlam ifade etmez ve suçun oluşumunu engellemez. (kadimhukuk.com.tr/makale/magdurun-ilgilinin-rizasi-tck-26-madde/)