Yargıtay CGK’nun 27.10.2005 tarihli, 2015/14-618 E. ve 2015/351 K. sayılı kararında, sanık hakkında Aliağa Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nden 'hafif düzeyde zihinsel engel' ve 'öğrenme güçlüğü' raporları bulunmasına rağmen, Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen raporda cezai ehliyetinin tam olduğu belirtilmiştir. CGK, bu durumda mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine karar vermiştir? Bu karar, akıl hastalığına ilişkin raporlardaki çelişkilerin giderilmesi usulü hakkında ne gibi bir ilke ortaya koymaktadır?
Ceza Genel Kurulu, mevcut raporlar arasında çelişki bulunduğunu ve sanığın ceza sorumluluğu konusunda şüphe oluştuğunu tespit etmiştir. Bu şüphenin giderilmesi için yerel mahkemenin, sanığın CMK m.74 uyarınca gözlem altına alınmasını sağlayarak, ceza sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak bir akıl hastalığı olup olmadığı hususunda 'Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi'nden' nihai bir rapor alması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, şu önemli ilkeyi ortaya koymaktadır: Sanığın akıl sağlığına ilişkin farklı kurumlardan alınmış raporlar arasında çelişki varsa veya mevcut raporlar şüpheyi gidermeye yeterli değilse, mahkeme bu çelişkiyi kendisi çözemez. Yargılamayı durdurup, kesin ve bilimsel bir sonuca ulaşmak için konunun en üst uzmanlık kurumu olan Adli Tıp Kurumu'na dosyayı göndermekle yükümlüdür. Bu yapılmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma nedenidir. (kadimhukuk.com.tr/makale/turk-ceza-hukuku-akil-hastaligi-tck-32-m/)