TCK m.32/1 ve TCK m.32/2'de düzenlenen akıl hastalığı hallerinin hukuki sonuçları arasındaki temel farklar nelerdir? Her iki durumda da mahkemenin vereceği karar türü (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı vb.) ve güvenlik tedbirleri (TCK m.57) açısından uygulama nasıl farklılaşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111195

Temel farklar ceza ve güvenlik tedbiri uygulanmasında ortaya çıkar: 1) TCK m.32/1 (Tam Ehliyetsizlik): Bu durumda sanığın 'akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığı' kabul edilir. Hukuki Sonuç: Sanığa 'ceza verilmez'. Mahkeme, suçun sanık tarafından işlendiği sabitse CMK m.223/3-a uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verir. Güvenlik Tedbiri: Bu durumda sanık hakkında TCK m.57 uyarınca 'akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine' (yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi) hükmedilmesi zorunludur. 2) TCK m.32/2 (Azalmış Ehliyet): Bu durumda sanığın akıl hastalığı vardır ancak bu, davranışlarını yönlendirme yeteneğini 'önemli derecede' değil, sadece 'azaltmış' durumdadır. Hukuki Sonuç: Sanığa ceza verilir, ancak cezasında kanunda belirtilen oranlarda (örneğin ağırlaştırılmış müebbet yerine 25 yıl, diğer cezalarda 1/6'ya kadar) indirim yapılır. Güvenlik Tedbiri: Bu durumda güvenlik tedbirine hükmedilmesi zorunlu değildir, hakimin takdirindedir. Mahkeme, hükmettiği hapis cezasının, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verebilir (TCK m. 57/6). (kadimhukuk.com.tr/makale/turk-ceza-hukuku-akil-hastaligi-tck-32-m/)