Bir uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nde mi yoksa Ticaret Mahkemesi'nde mi görüleceğine ilişkin görev uyuşmazlığında, taraflar arasındaki ilişkinin 'hizmet akdi' mi yoksa 'taşeronluk sözleşmesi' mi olduğunun tespiti kritik öneme sahiptir. Yargıtay HGK E. 2019/549 K. 2019/1058 sayılı kararında, yerel mahkemenin görevsizlik kararını bozan Yargıtay Özel Dairesi'nin ve bu bozmaya direnen yerel mahkemenin temel argümanlarını karşılaştırarak analiz ediniz. Hukuk Genel Kurulu hangi gerekçelerle bozma kararını benimsemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111188

Özel Daire'nin temel argümanları şunlardır: Davalı yazılı bir taşeronluk sözleşmesi sunamamıştır; davacıyı sigortalı göstermesi hayatın olağan akışına aykırıdır; tanıklar davacının ustabaşı olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle ilişkinin hizmet akdi olduğu ve davanın İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Direnen Yerel Mahkeme'nin temel argümanları ise şunlardır: İnşaat sektöründe kota doldurmak için taşeronların veya ilgisiz kişilerin muvazaalı olarak sigortalı gösterilmesi yaygın bir uygulamadır; 120 işçinin maaşının davacının hesabına yatması, onun ustabaşı değil, hak ediş alan bir taşeron olduğunu gösterir. Dolayısıyla ilişkinin temelinde ticari bir taşeronluk ilişkisi yattığı ve görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire'nin bozma kararını benimsemiştir. Gerekçeleri: 1) Davacının hukuki ve ekonomik bağımsızlığı ve ayrı bir iş organizasyonu yoktur. 2) Asıl işveren tarafından sigortalı gösterilmesi, kendi muvazaasına dayanarak hak iddia etmesi dürüstlük kuralına (TMK m.2) aykırıdır. 3) Üstlendiği iş, asıl işin bir parçası olup teknolojik uzmanlık gerektirmediğinden geçerli bir alt işverenlik ilişkisi kurulamaz. 4) Davacının eylemleri, diğer işçileri yöneten bir 'takım kılavuzu' niteliğindedir. Bu nedenlerle ilişkinin hizmet akdi olduğu ve görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir (Yargıtay HGK E. 2019/549 K. 2019/1058).