Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/549 E., 2019/1058 K. sayılı kararında tartışılan asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının tespitinde dikkate alınan kilit unsurlar nelerdir? Kararda, davalı şirketin davacıyı SGK'da kendi işçisi olarak göstermesi neden 'olağan akışa aykırı' olarak nitelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111186

Kararda asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının tespitinde şu unsurlar öne çıkmaktadır: 1) Yazılı bir alt işverenlik (taşeronluk) sözleşmesinin bulunmaması. 2) Alt işveren olduğu iddia edilen kişinin, asıl işveren tarafından sigortalı (SGK'lı) gösterilmesi. 3) Alt işverenin kendine ait ayrı bir iş organizasyonu, ekonomik bağımsızlığı ve yeterli donanımının olmaması. 4) İş için gerekli malzemenin asıl işveren tarafından temin edilmesi. 5) Yapılan işin, asıl işin bir bölümü olup teknolojik uzmanlık gerektirmemesi. Kararda, davalı şirketin davacıyı kendi işçisi olarak göstermesi 'olağan akışa aykırı' bulunmuştur, çünkü gerçek bir alt işveren (taşeron) kendi işçilerini kendi adına sigortalı göstermekle yükümlüdür. Asıl işverenin, taşeron olarak nitelediği birini kendi bordrosunda göstermesi, aradaki ilişkinin taşeronluk değil, işçi-işveren ilişkisi olduğuna dair güçlü bir karine teşkil eder. Bu durum, genellikle SGK yükümlülüklerinden kaçınmak veya işçilik haklarını kısıtlamak amacıyla yapılan muvazaalı (danışıklı) işlemlerin bir göstergesi olarak kabul edilir (Yargıtay HGK E. 2019/549 K. 2019/1058).