Yargılamanın iadesi talebinde, HMK m. 375/1-g bendinde yer alan 'lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması' koşulundaki ispat standardı, neden tanıkla ispata izin vermemektedir? (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)
Bu koşuldaki ispat standardının tanıkla ispata izin vermemesinin temel nedeni, 'yemin' delilinin HMK'daki özel ve nihai niteliğidir. Yemin, bir davanın çözümünde son çare olarak başvurulan ve kesin delil niteliği taşıyan bir ispat aracıdır. Yemin edildikten sonra, o konu artık tartışmaya kapatılır. Kanun koyucu, bu kadar güçlü bir delilin çürütülmesini de, yine o kadar güçlü ve kesin nitelikteki delillere bağlamak istemiştir. Tanık beyanları ise 'takdiri delil'dir ve hakimi bağlamaz. Eğer yeminin aksinin tanıkla ispatına izin verilseydi, yemin delilinin kesinliği ve yargılamayı sona erdirme işlevi ortadan kalkar, her yeminden sonra karşı tarafın tanık dinletme talebiyle davalar uzayıp giderdi. Bu nedenle kanun, yalan yere yeminin ispatını, yine kesin delil niteliğindeki 'ikrar' (karşı tarafın kabulü) veya 'yazılı delil' (senet, belge vb.) gibi şüpheye daha az yer bırakan kanıtlara bağlayarak hukuki istikrarı korumayı amaçlamıştır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)