5237 sayılı TCK m. 26/2'de yer alan 'kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hak' ifadesi, kamu düzenini ilgilendiren hakları kapsar mı? Bu ifadenin, rızanın geçerlilik alanını nasıl sınırlandırdığını açıklayınız. (kadimhukuk.com.tr/makale/magdurun-ilgilinin-rizasi-tck-26-madde/)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111162

Hayır, kapsamaz. Bu ifade, rızanın geçerlilik alanını, sadece bireyin şahsına sıkı sıkıya bağlı, başkalarının veya kamunun menfaatini doğrudan ilgilendirmeyen haklarla sınırlandırmaktadır. Kişinin malvarlığı, şerefi (belirli ölçüde), özel hayatının gizliliği gibi haklar bu kapsama girer. Ancak, bir hakkın korunmasında bireysel menfaatin yanı sıra kamusal bir menfaat de varsa, o hak üzerinde mutlak surette tasarruf edilemez. Örneğin, bir kişinin rüşvet suçuna veya görevi kötüye kullanma suçuna rıza göstermesi, bu suçlarda korunan hukuki değer kamunun idareye olan güveni ve idarenin düzgün işleyişi olduğu için, eylemi hukuka uygun hale getirmez. Benzer şekilde, fuhuş suçunda kadının rızası, suçun koruduğu kamusal değer olan genel ahlak ve kamu sağlığı nedeniyle geçerli sayılmaz. Kısacası, bu ifade, rızanın sadece bireysel hak alanıyla sınırlı olduğunu ve kamu düzenini ilgilendiren alanlarda geçersiz olduğunu belirtir. (kadimhukuk.com.tr/makale/magdurun-ilgilinin-rizasi-tck-26-madde/)