Çocukların cinsel istismarı suçunda, cinsel eylemin rıza dışı olduğunun ispatı kimin üzerindedir? Özellikle 15-18 yaş grubundaki mağdurlarda, sanığın 'rıza vardı' savunması karşısında ispat yükü nasıl dağılır? (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)
Ceza muhakemesinde temel ilke, iddiasını ispat yükünün iddia makamında (savcılık) olmasıdır. Cinsel istismar suçunda da, suçun maddi unsurlarını (cinsel davranış, cebir, tehdit vb.) ispat yükü savcılıktadır. 15-18 yaş grubundaki mağdurlarda, suçun oluşabilmesi için eylemin 'cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene' dayanması (TCK m. 103/1-b), yani rıza dışı olması gerekir. Mağdur rızasının olmadığını beyan ettiğinde, savcılığın bu beyanı destekleyen delilleri (tanık, adli tıp raporu, mesajlar vb.) toplaması gerekir. Sanığın 'rıza vardı' savunması, bir 'ispat külfeti' değil, bir 'savunma argümanı'dır. Ancak sanığın bu savunması, mağdurun beyanının güvenilirliğini sarsacak somut olgularla desteklenirse (örneğin, mağdurun daha önceki rızai mesajları), bu durumda savcılığın rızanın olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlama yükümlülüğü daha da ağırlaşır. Sonuçta, rızanın OLMADIĞINI ispat yükü iddia makamındadır; sanık rızanın VARLIĞINI ispatla yükümlü değildir. (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)