Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/549 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme kararında yer alan 'inşaat sektöründe firmaların SGK'ya muvazaalı olarak çalışan bildirdiği, bunun olağan bir uygulama olduğu' yönündeki argümanı, hukukun hangi temel ilkelerine aykırıdır ve neden kabul edilemez? (zulkufarslan.av.tr/asil-alt-isveren-iliskisi/)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111087

Bu argüman, hukukun birkaç temel ilkesine aykırıdır ve bu nedenle kabul edilemez: 1) Hukukun Üstünlüğü İlkesi: Mahkemeler, fiili (de facto) ve yasa dışı uygulamaları 'olağan' kabul ederek karar veremezler. Hukukun üstünlüğü, kanunların herkes için bağlayıcı olduğunu ve fiili durumların değil, yasal normların esas alınmasını gerektirir. 2) Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2) ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı: Bir kişinin veya kurumun, kendi yasa dışı veya muvazaalı eylemine dayanarak bir hak iddia etmesi veya bir sorumluluktan kurtulmaya çalışması dürüstlük kuralına aykırıdır. Davalı işverenin, kendisinin yaptığı iddia edilen muvazaalı işleme dayanarak işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan sorumluluklarından kaçınmaya çalışması, hakkın kötüye kullanılmasıdır. 3) 'Kimse Kendi Kusuruna Dayanarak Hak Elde Edemez' İlkesi: Bu genel hukuk ilkesi uyarınca, davalı işverenin kendi yaptığı ileri sürülen muvazaalı bildirimden kendi lehine bir sonuç (taşeronluk ilişkisinin kabulü) çıkarması hukuken korunamaz. Hukuk Genel Kurulu da bu gerekçelerle yerel mahkemenin bu argümanını reddetmiştir. (Yargıtay HGK, E: 2019/549, K: 2019/1058)