Sistematik şiddet uygulayan eşin öldürülmesi olayında, maktulün 'aşırı şiddet yanlısı ve alkolik' bir kişiliğe sahip olması, tanık beyanlarıyla sanığa ve hatta kendi babasına dahi şiddet uyguladığının kanıtlanması, Yargıtay kararlarında hangi hukuki kurumun (meşru savunma/haksız tahrik) değerlendirilmesinde daha etkili bir rol oynamaktadır? Gerekçesiyle açıklayınız. (zulkufarslan.av.tr/siddet-uygulayan-esin-oldurulmesi/)
Bu durum, özellikle 'haksız tahrik' (TCK m. 29) kurumunun değerlendirilmesinde daha etkili bir rol oynamaktadır. Meşru savunma için o anki saldırının varlığı ve güncelliği esastır. Geçmişteki sistematik şiddet, tek başına meşru savunmayı haklı kılmaz, ancak o anki saldırının yarattığı 'korku, heyecan veya telaşı' (TCK m. 27/2) veya saldırının 'tekrarının muhakkak' olduğu algısını güçlendirebilir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/424 E. sayılı kararında olduğu gibi, aktif saldırı sona erdiğinde meşru savunma koşulları ortadan kalkar. Bu noktada, maktulden kaynaklanan ve olay anına kadar birikerek devam eden sistematik şiddet, tehdit ve aşağılama gibi haksız fiiller bütünü, failin eylemini 'hiddet veya şiddetli elem' altında işlediğini gösterir. Bu nedenle, maktulün bu kişilik özellikleri ve geçmiş eylemleri, haksız tahrikin 'yoğunluğunu' belirlemede ve yapılacak indirimin azami oranda uygulanmasında temel bir gerekçe olarak kullanılır. (Yargıtay CGK, E: 2015/424, K: 2018/399)