HMK m. 375'te sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden 'karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş olması' (fıkra d) ile 'ifadesi karara esas alınan tanığın yalan tanıklık yaptığının sabit olması' (fıkra e) arasında, bu durumun ispatı açısından nasıl bir fark vardır? (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111057

İspat açısından önemli bir fark vardır. HMK m. 375/1-d'ye göre, senedin sahteliğinin başka bir mahkeme kararıyla (ceza veya hukuk) veya resmi makam önünde ikrarla sabit olması yeterlidir; bu durumun kesinleşmiş bir ceza mahkumiyetiyle ispatlanması zorunluluğu yoktur. Buna karşılık, HMK m. 375/1-e'deki yalan tanıklık sebebine dayanılabilmesi için, HMK m. 375/2 uyarınca bu durumun kural olarak 'kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması' şarttır. Yani tanığın, yalan tanıklık suçundan (TCK m. 272) kesin olarak mahkum olması gerekir. Ancak delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamazsa veya mahkumiyet kararı verilemezse bu şart aranmaz; bu takdirde yalan tanıklık olgusu doğrudan yargılamanın iadesi davasında ispatlanmalıdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-374-yargilamanin-iadesi.html)