Yargıtay HGK'nın 2019/549 E. sayılı kararında, davacının hesabına yatan paraların 'hakediş' olduğu ve işçilere dağıttığı paraların da kendisinin 'taşeron' olduğunu gösterdiği yönündeki yerel mahkeme direnme gerekçesi, Kurul tarafından neden kabul görmemiştir? Bu durum, 'takım kılavuzu' kavramıyla nasıl ilişkilendirilmiştir? (zulkufarslan.av.tr/asil-alt-isveren-iliskisi/)
Hukuk Genel Kurulu, bu gerekçeyi kabul etmemiştir çünkü bu durumun alt işverenlik ilişkisinden çok, 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen 'takım sözleşmesi'ne benzediğini değerlendirmiştir. Kurul'a göre, davacının ustabaşı pozisyonunda olması, işçileri sevk ve idare etmesi, ücretlerinin kendi hesabına yatırılıp kendisi tarafından dağıtılması, onu bağımsız bir işveren (taşeron) yapmaz. Aksine bu durum, onun diğer işçileri organize eden bir 'takım kılavuzu' gibi hareket ettiğini gösterir. Takım kılavuzu, işçileri temsil etse de kendisi de işverene bağımlı bir işçidir. Paranın hesabına yatması, işverenin ödeme kolaylığı için seçtiği bir yöntem olabilir ve tek başına bu durum, paranın 'hakediş' olduğunu ve davacının taşeron olduğunu ispatlamaz. (Yargıtay HGK, E: 2019/549, K: 2019/1058)