5651 sayılı Kanun m. 8 uyarınca BTK Başkanı'nın 'yeterli şüphe' üzerine karar verme yetkisi ile CMK m. 170 uyarınca Cumhuriyet savcısının 'yeterli şüphe' üzerine iddianame düzenleme yükümlülüğü arasında, soruşturma süreci açısından nasıl bir çelişki bulunmaktadır? (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #111039

Çelişki şuradadır: Ceza Muhakemesi hukukunda 'yeterli şüphe', bir kamu davasının açılmasını gerektiren, yani bir suçun işlendiğine dair kuvvetli bir olasılığı ifade eden ciddi bir şüphe düzeyidir. CMK m. 170'e göre Cumhuriyet savcısı bu şüpheye ulaştığında iddianame düzenlemek zorundadır. 5651 sayılı Kanun ise, idari bir makam olan BTK Başkanı'na, aynı 'yeterli şüphe' kavramına dayanarak temel hak ve hürriyetleri (ifade özgürlüğü, mülkiyet) kısıtlayan bir tedbir kararı (içeriğin çıkarılması/erişimin engellenmesi) alma yetkisi vermekte, ancak buna rağmen adli süreci (suç duyurusu) başlatma zorunluluğunu failin kimliğinin belirlenmesi gibi ek şartlara bağlamaktadır. Bu durum, idari bir makama yargısal bir takdire benzer bir yetki tanırken, bu takdirin doğal sonucu olması gereken adli sürecin başlatılmasını zorunlu kılmayarak ceza muhakemesi sistematiği ile çelişmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/AYM’nin-internet-kanunu-ile-ilgili-iptal-kararinin-degerlendirilmesi)