Sistematik şiddete maruz kalan bir eşin, saldırgan eşini öldürmesi olayında, meşru savunma (TCK m. 25) ile haksız tahrik (TCK m. 29) arasındaki temel ayrım noktası, saldırının 'güncelliği' ve 'kaçınılmazlığı' bağlamında nasıl değerlendirilmelidir? (zulkufarslan.av.tr/siddet-uygulayan-esin-oldurulmesi/)
Meşru savunma ile haksız tahrik arasındaki temel ayrım, saldırının varlığı ve zamanlamasıdır. Meşru savunmanın (TCK m. 25) kabulü için, savunma anında 'gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan' haksız bir saldırı bulunmalıdır. Yani saldırı güncel ve halen devam ediyor olmalı ya da sona ermiş olsa bile tekrarının çok yakın ve kesin bir tehlike olarak mevcut olması gerekir. Savunma, bu saldırıyı defetmek için 'zorunlu' olmalıdır. Haksız tahrik (TCK m. 29) ise, genellikle haksız bir fiilin (saldırının) sona ermesinden sonra, bu fiilin yarattığı 'hiddet veya şiddetli elemin' etkisiyle suç işlenmesi durumunda uygulanır. Yargıtay CGK'nın 2015/424 E. sayılı kararında da, maktul sızdıktan sonra, yani aktif saldırı sona erdikten sonra eylemin gerçekleştirilmesi, saldırının güncelliği ve savunmanın zorunluluğu şartlarını ortadan kaldırdığı için meşru savunma değil, geçmişteki ve olay anındaki haksız fiillerin yarattığı etkiyle haksız tahrik olarak değerlendirilmiştir. (zulkufarslan.av.tr/siddet-uygulayan-esin-oldurulmesi/)