Çocuğun cinsel istismarı suçunda, sanığın 'kapıyı kilitlemesi' eylemi, tek başına kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hali olan 'cebir kullanarak' (TCK m. 109/2) işlendiği anlamına gelir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır? (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)
Hayır, tek başına bu anlama gelmez. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/1346 E. ve 2015/4618 E. sayılı kararlarında bu konu açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, kapıyı kilitlemek suretiyle mağdurun dışarı çıkmasını engellemek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun (TCK m. 109/1) temel şeklini oluşturur. Bu suçun nitelikli hali olan 'cebir kullanarak' (m. 109/2) işlenmiş sayılması için, alıkoyma eyleminin kendisinin fiziksel bir zorlama ile gerçekleştirilmesi gerekir. Sanığın, istismar eylemi sırasında kullandığı cebir (itme, sıkma vb.) cinsel istismar suçunun unsuru olarak kabul edilir. Eğer alıkoyma fiili sadece kapıyı kilitlemekten ibaretse ve mağdura yönelik istismar sırasında cebir kullanılmamışsa, hürriyeti yoksun kılma suçu temel şekliyle (TCK m. 109/1) oluşur. Kapıyı kilitlemek, cinsel amaçla işlendiği için TCK m. 109/3-f bendi ayrıca uygulanır, ancak bu durum fiili 109/2 kapsamına sokmaz. (or.av.tr/cocuklarin-cinsel-istismari-sucu-tck-m-103/)