Bir idari yaptırım kararında, idarenin dayandığı delilin (örneğin kolluk tutanağı) gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla açılan bir itirazda, hakimliğin bu iddiayı değerlendirmeksizin itirazı reddetmesi, hangi temel yargısal ilkenin ihlaline yol açar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #110096

Bu durum, öncelikle Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'adil/dürüst yargılanma hakkı'nın birkaç temel bileşeninin ihlaline yol açar: 1. **Gerekçeli Karar Hakkı:** Hakimliğin, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki temel bir iddiayı (delilin sahteliği veya gerçeğe aykırılığı) gerekçesinde hiç tartışmaması veya yanıtsız bırakması, gerekçeli karar hakkının ihlalidir. 2. **Silahların Eşitliği İlkesi:** Mahkemenin, idarenin deliline (kolluk tutanağı) mutlak bir üstünlük tanıyıp, bireyin bu delilin aksini ispatlamak için sunduğu veya sunmak istediği delilleri ve iddiaları ciddiye almaması, taraflar arasındaki usuli dengeyi bozar ve bireyi kamu otoritesi karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür. 3. **Çelişmeli Yargılama İlkesi:** Bu ilke, tarafların, dosyaya sunulan tüm delil ve görüşlerden haberdar olmasını ve bunlara karşı kendi tezlerini sunma imkanına sahip olmasını gerektirir. Mahkemenin, bir tarafın deliline ilişkin temel bir itirazı görmezden gelmesi, çelişmeli yargılama ilkesini de zedeler. AYM'nin Gurbet Çoban ve Salih Savran kararları, bu tür bir yaklaşımın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.