Bir idari yaptırım kararında, idarenin dayandığı delilin (örneğin kolluk tutanağı) gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla açılan bir itirazda, hakimliğin 'resmi belgenin aksinin ancak aynı kuvvette bir delille ispatlanabileceği' yönündeki bir görüşü hukuken doğru mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #110090

Hayır, bu görüş hukuken doğru değildir. Bu görüş, hukuk davalarında geçerli olan 'senetle ispat kuralı'nın (HMK m. 201) ceza ve idari yaptırım hukukuna hatalı bir şekilde yansıtılmasıdır. Ceza ve idari yaptırım yargılamalarında 'delil serbestisi' ve 'vicdani delil' ilkeleri geçerlidir. Bu ilkelere göre, herhangi bir olgu her türlü delille (tanık, belge, görüntü kaydı, yemin vb.) ispatlanabilir ve hiçbir delilin diğerine mutlak bir üstünlüğü yoktur. Hâkim, delilleri serbestçe takdir eder. Anayasa Mahkemesi'nin Gurbet Çoban kararında da vurgulandığı gibi, bireyin, bir kolluk tutanağının aksini ispatlamak için herhangi bir delil sınırlamasına tabi tutulması 'delil serbestisi' ilkesine ve 'silahların eşitliği'ne aykırıdır. Birey, tutanağın aksini tanık beyanıyla, kamera kaydıyla veya başka bir belgeyle ispatlayabilir. Hakimliğin, tutanağın aksinin ancak başka bir 'resmi belge' ile ispatlanabileceğini beklemesi, bireye imkansıza yakın bir ispat yükü yüklemek ve savunma hakkını fiilen ortadan kaldırmak anlamına gelir. Bu nedenle bu görüş, adil yargılanma hakkını ihlal eder.