Bir sanık hakkında, kasten yaralama suçundan TCK m. 86/3-d (kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanma) uygulanırken, aynı zamanda TCK m. 256 (zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması) maddesine de atıf yapılması doğru mudur?
Hayır, bu doğru bir uygulama değildir ve genellikle bir karışıklığı veya hatalı bir hukuki nitelendirmeyi ifade eder. TCK m. 256, zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada kişilere karşı zor kullanırken, bu yetkinin sınırını 'kasten' aşması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirten özel bir 'atıf' hükmüdür. Bu madde, bağımsız bir suç tipi tanımlamaz; sadece hangi durumlarda kasten yaralama suçunun oluşacağını ve hangi maddeye göre ceza verileceğini gösterir. Dolayısıyla, zor kullanma yetkisini aşarak birini yaralayan kamu görevlisinin eylemi, zaten TCK m. 86 (ve nitelikli halleri) kapsamında kasten yaralama suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2022/5909 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, hüküm fıkrasında ceza TCK m. 86'ya göre verilirken, ayrıca TCK m. 256'ya atıf yapılması gereksiz ve hatalıdır. Asıl uygulanması gereken madde, kasten yaralama suçunu ve varsa onun nitelikli hallerini (örneğin TCK m. 86/3-d) düzenleyen maddelerdir.