Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/30909 E. sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçesiz istinaf başvurusunu 'usulden reddetmesi' neden hatalı bulunmuştur? Doğru karar ne olmalıydı?
Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) kararının hatalı bulunmasının sebebi, 'usulden ret' ile 'esastan ret' arasındaki hukuki farktır. Karara göre, süresinde bir istinaf başvurusu (süre tutum dilekçesi ile de olsa) yapıldıktan sonra, gerekçe sunulmamış olması başvurunun doğrudan usulden reddini gerektirmez. BAM, bu durumda HMK m. 355 uyarınca bir 'hukukilik denetimi' yapmakla yükümlüdür. Bu denetim en azından 'kamu düzenine aykırılık' yönünden yapılır. BAM, kararında bu yönde bir inceleme yaptığını ve kamu düzenine aykırılık bulmadığını belirtmiştir. Bu noktadan sonra verilmesi gereken doğru karar, başvurunun 'esastan reddi' olmalıydı. Çünkü mahkeme, usuli engelleri aşmış ve dosyanın esasına (hukukilik denetimi boyutuyla) girmiştir. 'Usulden ret' kararı ise, sanki dosyanın esasına hiç girilmemiş gibi bir sonuç doğurur. Yargıtay, bu ayrımı önemli görmüş ve BAM'ın, kamu düzeni denetimini yaptıktan sonra başvuruyu 'usulden' değil, 'esastan' reddetmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.