İdari yargıda, Danıştay 12. Dairesi'nin 2015/5510 K. sayılı kararında olduğu gibi, bir kişinin göreve atanmasının iptaline veya okuldan ilişiğinin kesilmesine dayanak olan ceza soruşturmasının takipsizlik veya beraat ile sonuçlanması, idari işlemin hukuki geçerliliğini nasıl etkiler?
Bu durum, idari işlemin en önemli unsuru olan 'sebep' unsurunu hukuka aykırı hale getirir ve işlemin iptal edilmesini gerektirir. İdari işlemlerin, hukuka uygun, gerçek ve geçerli bir sebebe dayanması zorunludur. Bir kişinin, hakkında yürütülen bir ceza soruşturması veya davası nedeniyle 'güvenilmez' veya 'sakıncalı' olduğu varsayılarak hakkında bir idari işlem (atamanın iptali, okuldan atılma, göreve son verme vb.) tesis edildiğinde, bu işlemin hukuki sebebi o soruşturma veya davadır. Eğer bu soruşturma 'takipsizlik' ile (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) veya dava 'beraat' ile sonuçlanırsa, idari işlemin dayandığı sebep ortadan kalkmış veya hiç var olmadığı yargı kararıyla tespit edilmiş olur. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin Danıştay 12. Dairesi'nin 2015/5510 K. sayılı kararı), sebep unsuru sakatlanan bu tür idari işlemler hukuka aykırı hale gelir. İdare, kesinleşmiş bir yargı kararıyla (takipsizlik veya beraat) suçsuzluğu sabit olan bir kişiye karşı, aynı iddialara dayanarak olumsuz bir işlem tesis edemez. Bu, masumiyet karinesinin idare hukuku alanındaki bir yansımasıdır.