Göçmen kaçakçılığı suçunda, fiilin konusunu oluşturan göçmenler, suçun 'mağduru' olarak kabul edilebilir mi? Bu durumun zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına etkisi nedir?
Hukuki anlamda, göçmen kaçakçılığı suçunda fiilin konusunu oluşturan göçmenler, suçun 'mağduru' değil, 'suçun konusu' (objesi) olarak kabul edilirler. Bu suçta korunan hukuki değer, bireylerin canı veya malı değil, devletin egemenlik hakkı, sınır güvenliği, kamu düzeni ve uluslararası toplum düzenidir. Suçun mağduru, bu fiilden doğrudan zarar gören toplum veya devlettir. Bu nitelemenin, TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına doğrudan bir etkisi vardır. TCK m. 43/1'deki zincirleme suç hükmünün uygulanabilmesi için, bir suçun aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi gerekir. Göçmen kaçakçılığı suçunun mağduru 'toplum/devlet' olduğu için, failin aynı eylemle birden fazla göçmeni kaçırması, suçu aynı mağdura (topluma) karşı tek bir fiille işlemesi anlamına gelir. Bu nedenle, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/28 sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanık hakkında 'birden fazla göçmen olduğu' gerekçesiyle zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43/1) uygulanamaz. Bu durum, 'aynı neviden fikri içtima' (TCK m. 43/2) olarak değerlendirilebilir ve ceza bu maddeye göre artırılır, ancak her bir göçmen için ayrı suç oluştuğu kabul edilip zincirleme suç uygulanmaz.