Bir sanık hakkında hem kasten yaralama suçundan hem de tehdit suçundan dava açılmıştır. Yargılama sonunda, sanığın tehdit eyleminin, yaralama eyleminin bir parçası ve irade açıklaması olduğu kanaatine varılırsa, mahkeme her iki suçtan da mahkumiyet hükmü kurabilir mi?
Hayır, kuramaz. Bu durumda 'fikri içtima' kuralları, özellikle de 'bileşik (mütemadi) suç' benzeri bir yorum devreye girer. Eğer tehdit eylemi, kasten yaralama suçunun işlenmesi sırasında kullanılan bir araç veya yaralama kastının dışa vurumu ise, bağımsız bir suç olarak kabul edilmez ve yaralama suçunun içinde erir (absorbe edilir). Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/21330 K. sayılı kararında benzer bir durum ele alınmıştır. Sanığın önce kuru sıkı silahı katılanın kafasına dayayarak tetiğe basması (tehdit) ve hemen ardından silahın kabzasıyla vurarak yaralaması (yaralama) eyleminin bir bütün olduğu kabul edilmiştir. Tehdit, yaralama kastını açıklayan ve onunla birlikte gerçekleştirilen bir eylem olduğu için, eylem bir bütün olarak 'silahla kasten yaralama' suçunu oluşturur. Bu durumda, sanık sadece kasten yaralama suçundan cezalandırılmalı, tehdit suçundan ise 'karar verilmesine yer olmadığına' dair bir karar verilmelidir. Her iki suçtan da ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, 'ne bis in idem' (aynı fiilden iki kez yargılanmama/cezalandırılmama) ilkesine aykırı olur.