Bir idari yaptırım kararında, idarenin dayandığı delilin (örneğin kolluk tutanağı) sahteliği veya içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu iddia edildiğinde, ispat külfeti kime aittir? 'Silahların eşitliği ilkesi' bu ispat sürecini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109936

Ceza hukuku ve idari yaptırım hukukunun temel ilkelerinden olan 'masumiyet/suçsuzluk karinesi' uyarınca, kişinin fiili işlediğini ispat külfeti iddia makamına, yani idareye aittir. Bireye suçsuzluğunu ispat etme yükümlülüğü yüklenemez. Ancak, idare bir delil (kolluk tutanağı gibi) sunarak ilk bakışta bir ispat sağladığında, bireyin bu delilin aksini ispat etme hakkı ve imkanı doğar. 'Silahların eşitliği ilkesi' bu süreci şu şekilde etkiler: Birey, idarenin sunduğu delile karşı kendi delillerini (tanık, belge, kamera kaydı vb.) sunma, idarenin delilinin güvenilirliğini ve gerçekliğini tartışma konusunda idare ile eşit usuli imkanlara sahip olmalıdır. Mahkeme, bireyin bu karşı delillerini ve iddialarını ciddiyetle değerlendirmeli, idarenin deliline otomatik bir üstünlük tanımamalıdır. AYM'nin Gurbet Çoban kararında da vurgulandığı gibi, mahkemenin bireyin aksini ispat çabalarını göz ardı ederek tutanağı kesin delil kabul etmesi, ispat külfetini fiilen bireye yüklemek ve onu otorite karşısında dezavantajlı bırakmak anlamına gelir ki bu da silahların eşitliği ilkesini ihlal eder.