5651 sayılı Kanun çerçevesinde, Cumhuriyet savcısının 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' verdiği erişimin engellenmesi kararı ile iptal edilen düzenlemede TİB Başkanı'nın verdiği karar arasında, yargısal denetim süresi açısından ne gibi bir fark vardı?
İki düzenleme arasında yargısal denetim süresi ve dolayısıyla kişi hak ve hürriyetlerine müdahalenin süresi açısından önemli bir fark vardı. Bu fark, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararındaki 'ölçülülük' analizinin de bir parçasını oluşturmuştur. - **Cumhuriyet Savcısının Kararı (5651 s. Kanun m. 8/4):** Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde erişimin engellenmesine karar verebilir. Ancak bu kararını 'yirmi dört saat içinde' hâkimin onayına sunmak zorundadır. Hâkim de kararını 'yirmi dört saat içinde' açıklar. Eğer hâkim bu süre içinde kararını onaylamazsa, tedbir savcı tarafından derhal kaldırılır. Dolayısıyla, yargı denetimi olmaksızın tedbirin uygulanabileceği maksimum süre 48 saattir. - **İptal Edilen TİB Başkanının Kararı:** Bu düzenlemede ise, TİB Başkanı'nın talimatıyla verilen erişimin engellenmesi kararı, 'yirmi dört saat içinde' sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Ancak hâkim, kararını 'kırk sekiz saat içinde' açıklar. Bu durumda, yargısal denetim olmaksızın idari bir kararla tedbirin uygulanabileceği maksimum süre 72 saate çıkmaktaydı. AYM, daha soyut ve muğlak gerekçelere dayanan bu idari tedbir için, daha ağır suçlarda uygulanan savcı kararına göre daha uzun bir denetimsiz süre öngörülmesinin 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir.