Bir sanığın, resmi bir senet üzerindeki tarihi değiştirerek zamanaşımı süresini uzatmaya çalışması eylemi, TCK m. 205 (resmi belgeyi bozma) suçunu mu, yoksa TCK m. 204 (resmi belgede sahtecilik) suçunu mu oluşturur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/5912 sayılı kararının bu konudaki analizi nedir?
Bu eylem, TCK m. 204 kapsamında 'resmi belgede sahtecilik' suçunu oluşturma potansiyeli taşır, TCK m. 205'teki suçu oluşturmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/5912 sayılı kararında yapılan analize göre, sanığın kastı 'gerçek bir resmi belgeyi bozmak' değil, 'tarih değişikliği suretiyle belgenin içindeki gerçeği değiştirmek' ve bu yolla hukuki bir sonuç (zamanaşımının uzaması) elde etmektir. Eylem, herhangi bir hak sahibinin belgeden yararlanmasını engelleme amacı taşımadığı için TCK m. 205'in unsurları oluşmamıştır. Bu eylem, bir tahrifat yoluyla sahteciliktir. Ancak sahtecilik suçunun oluşabilmesi için yapılan değişikliğin 'aldatma (iğfal) kabiliyetine' sahip olması gerekir. Yargıtay, bu nedenle öncelikle Adli Tıp Kurumu'ndan belgedeki tahrifatın aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınması, sonucuna göre sanığın TCK m. 204'ten sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin bu incelemeyi yapmadan doğrudan TCK m. 205'ten mahkumiyet hükmü kurmasını hukuka aykırı bulmuştur.