Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/35343 E. sayılı kararında, istinaf başvurusunda gerekçelerini sonradan bildireceğini beyan edip daha sonra hiç gerekçe sunmayan davalının başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve bu karar Yargıtay'ca onanmıştır. Bu karar ile aynı dairenin 2017/1003 E. sayılı kararı arasında bir çelişki var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109927

İlk bakışta bir çelişki varmış gibi görünse de, kararların sonuçları ve dayandıkları mantık farklıdır. - **2016/20173 K. sayılı kararda:** Davalı süresinde başvuru yapmış ancak sonrasında hiç gerekçe sunmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), istinaf sebepleri belirtilmediği ve kamu düzenine aykırılık da tespit edemediği için başvuruyu 'reddetmiştir'. Yargıtay, bu kararın HMK m. 352 ve 355'e uygun olduğunu belirterek 'ONANMASINA' karar vermiştir. Burada önemli olan, BAM'ın kamu düzeni denetimi yapıp başvuruyu 'esastan' reddetmesidir. - **2017/1003 K. sayılı kararda:** Davalı yine süresinde başvurmuş ancak gerekçe sunmamıştır. Fakat bu olayda BAM, kamu düzeni denetimi yapıp esastan ret kararı vermek yerine, başvuruyu 'usulden' reddetmiştir. Yargıtay, bu usulden ret kararını hatalı bulmuş ve 'İstinaf yoluna süresinde başvurulmuş, ancak istinaf nedenleri ve gerekçeleri bildirilmemiş ise kamu düzenine aykırılık yönünden inceleme yapılacak, yok ise istinaf sebebi de bildirilmediği gerekçesi ile esastan reddine karar verilecektir.' diyerek kararı bozmuştur. Dolayısıyla iki karar arasında bir çelişki yoktur. İkisi de aynı ilkeyi savunmaktadır: Gerekçe sunulmasa bile BAM, usulden ret kararı veremez; kamu düzeni denetimi yapmalı ve sonucuna göre (kamu düzenine aykırılık yoksa) başvuruyu 'esastan' reddetmelidir. İlk kararda BAM bunu doğru yapmış ve onanmış, ikinci kararda ise usulden ret hatası yaptığı için karar bozulmuştur.