Danıştay'ın bir yüksek mahkeme olarak yargısal görevleri ile Cumhurbaşkanlığı'na veya Bakanlıklara görüş bildirme şeklindeki idari görevleri arasında nasıl bir ayrım ve denge mekanizması bulunmaktadır? Bu iki fonksiyonun birbiriyle çatışması nasıl önlenir?
Danıştay'ın yargısal ve idari görevleri arasındaki ayrım, Danıştay Kanunu'ndaki yapısal ve işlevsel düzenlemelerle sağlanır. **Yapısal Ayrım:** Yargısal görevler, Danıştay'ın 'dava daireleri' ve 'İdari/Vergi Dava Daireleri Kurulları' gibi mahkeme niteliğindeki organları tarafından yerine getirilir. Bu daireler ve kurullar, bağımsızlık ve tarafsızlık esasına göre çalışır. İdari görevler ise (görüş bildirme, tüzük inceleme vb.) genellikle 'İdari İşler Kurulu' ve ilgili idari daire tarafından yürütülür. Bu kurulların oluşumu ve çalışma usulleri farklıdır. **İşlevsel Ayrım ve Denge:** En önemli denge mekanizması, Danıştay'ın bir konuda idari görev kapsamında 'görüş bildirdikten' sonra, o görüşe dayanılarak yapılan idari işlem aleyhine açılacak bir davaya bakamamasıdır. Danıştay Kanunu, idari görevde yer alan üyelerin, o konuyla ilgili yargısal sürece katılmasını engelleyen hükümler içerir. Örneğin, İdari İşler Kurulu'nda bir tüzük taslağı hakkında görüş bildiren bir üye, daha sonra o tüzüğün iptali için açılan davanın görüldüğü dava dairesinde görev alamaz. Bu, 'tarafsızlığı zedelenmiş hâkimin davaya bakamaması' ilkesinin bir yansımasıdır ve Danıştay'ın iki fonksiyonunun birbiriyle çatışmasını ve yargısal tarafsızlığının zedelenmesini önler. Ayrıca, Danıştay'ın idari görüşleri yürütme organı için bağlayıcı değildir, sadece tavsiye niteliğindedir. Ancak bu görüşe aykırı işlem yapılması, dava konusu olduğunda işlemin hukuka aykırılığına karine teşkil edebilir.