CMK m. 223/9'daki 'derhal beraat' hükmü, ceza muhakemesinin hangi temel amacını yansıtır ve bu hükmün uygulanmaması durumunda sanık açısından ne gibi olumsuzluklar ortaya çıkar?
CMK m. 223/9'daki 'derhal beraat' hükmü, ceza muhakemesinin temel amacı olan 'maddi gerçeğe ulaşma' ve bu suretle 'adaletli bir sonuç' elde etme amacını yansıtır. Eğer bir sanığın suçu işlemediği dosyadaki delillerle açıkça anlaşılabiliyorsa, maddi gerçek zaten ortaya çıkmış demektir. Bu durumda, davanın zamanaşımı gibi usuli bir sebeple düşürülmesi, maddi gerçeği göz ardı etmek ve sanığın aklanma hakkını elinden almak anlamına gelir. Hükmün uygulanmaması durumunda sanık açısından şu olumsuzluklar ortaya çıkar: 1. **Aklanma Hakkından Mahrum Kalma:** Sanık, masum olmasına rağmen, beraat kararı yerine 'düşme' gibi bir kararla yargılamadan ayrılır. Bu, hukuken aklanmadığı anlamına gelir. 2. **Lekelenme:** Düşme kararı, sanık üzerinde 'suç işledi ama zamanaşımı gibi bir nedenle kurtuldu' şeklinde bir şüphe ve leke bırakabilir. Bu durum, masumiyet karinesinin ruhuna aykırıdır. 3. **Tazminat Haklarının Engellenmesi:** Haksız yere yargılanan bir sanık, beraat etmesi halinde CMK m. 141 vd. uyarınca maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ancak düşme kararı verildiğinde bu hak büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu nedenlerle, derhal beraat imkanı varken başka bir kararın verilmesi, sanık lehine olan bir sonucun engellenmesi anlamına gelir.