Yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin bir davada, mahkemenin TMK m. 176/4'ü yorumlayarak 'nafakanın indirilmesi' yerine 'kaldırılmasına' karar vermesi, kanunun lafzı ve ruhu (özü) ile uygulama (TMK m. 1) ilkesi açısından nasıl tartışılabilir?
Bu durum, YHGK'nın 2017/1009 E. sayılı kararında derinlemesine tartışılan bir hukuki yorum meselesidir. - **Lafzî (Sözüyle) Yorum:** TMK m. 176/4, 'Tarafların mali durumlarının değişmesi' halinde sadece 'iradın artırılması veya azaltılmasına' imkan tanımaktadır. Kaldırma sebepleri ise m. 176/3'te (yeniden evlenme, yoksulluğun ortadan kalkması vb.) sınırlı olarak sayılmıştır. Bu dar yoruma göre, nafaka borçlusunun mali durumunun bozulması, nafakanın sadece indirilmesini gerektirir, kaldırılmasını değil. - **Amaçsal (Ruhuyla/Özüyle) Yorum:** Ancak YHGK çoğunluk görüşü, TMK m. 1'in 'Kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır' ilkesine dayanmıştır. Yoksulluk nafakasının temel amacı (ruhu), evlilik birliğindeki dayanışmanın bir devamı olarak yoksulluğa düşen tarafı korumaktır, ancak bu koruma diğer tarafı yoksulluğa sürükleme pahasına yapılamaz. TMK m. 175'teki 'mali gücü oranında' ifadesi, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün varlığını bir ön koşul olarak ortaya koyar. Eğer borçlu, kendi kusuru olmaksızın ödeme gücünü tamamen kaybetmişse, ondan nafaka ödemesini beklemek nafakanın sosyal ve ahlaki amacına aykırı olur. Bu durumda mahkeme, kanunun lafzını aşarak ruhuna uygun bir yorumla, yani amaçsal yorumla, nafakayı tamamen kaldırabilir. YHGK bu yorumu benimseyerek kaldırma kararını onamıştır.