HMK m. 352/1-d uyarınca istinaf dilekçesinde 'başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi' bir ön inceleme ret sebebidir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/30909 E. sayılı kararında olduğu gibi, 'süre tutum dilekçesi'nde gerekçe gösterilmemesi bu kapsama girer mi? 'Süre tutum dilekçesi'nin hukuki işlevi nedir ve bu dilekçenin verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin inceleme yükümlülüğünü nasıl etkiler?
Hayır, 'süre tutum dilekçesi'nde gerekçe gösterilmemesi, HMK m. 352/1-d'deki 'gerekçenin hiç gösterilmemesi' kapsamına girmez ve tek başına bir ret sebebi değildir. 'Süre tutum dilekçesi'nin hukuki işlevi, özellikle kararın tefhim (yüze karşı okunma) edildiği ancak gerekçeli kararın henüz yazılıp tebliğ edilmediği durumlarda, kısa olan kanun yolu başvuru süresini (istinaf için 2 hafta, eski İş Mahkemeleri Kanunu'na göre 8 gün) kaçırmamaktır. Taraf, bu dilekçe ile kanun yoluna başvuru iradesini süresi içinde ortaya koyar ve hakkını koruma altına alır; gerekçelerini ise gerekçeli kararı tebellüğ ettikten sonra sunacağını belirtir. Süre tutum dilekçesinin süresinde verilmesi, istinaf başvurusunun 'usulüne uygun' olarak yapıldığı anlamına gelir. Bu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin inceleme yükümlülüğünü şu şekilde etkiler: BAM, artık başvuruyu 'usulden' reddedemez. Yargıtay 22. HD'nin kararında da belirtildiği gibi, BAM'ın en azından HMK m. 355 uyarınca 'kamu düzenine aykırılık' yönünden bir hukukilik denetimi yapma yükümlülüğü doğar. Eğer taraf, sonradan gerekçeli dilekçeyi hiç vermezse veya süresinde vermezse, BAM, kamu düzeni incelemesini yaptıktan sonra, incelenecek başka bir istinaf sebebi bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu 'esastan reddetmelidir'. Yani süre tutum dilekçesi, dosyayı BAM'ın esastan inceleme (en azından hukukilik denetimi yönünden) aşamasına taşır.