7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10 ve m. 21/2 hükümleri, tebligatın bilinen son adres ile MERNİS adresi arasındaki ilişkiyi nasıl düzenlemektedir? Salih Savran başvurusunda (2018/12600 B.N.), idarenin tebligatı, başvurucunun MERNİS'te kayıtlı güncel adresi yerine eski bir adresine yapması ve tebligat zarfına 'MERNİS adresi' şerhi düşmesi, neden Anayasa Mahkemesi tarafından 'gerekçeli karar hakkı' ihlalinin temelini oluşturan bir usulsüzlük olarak görülmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109831

Tebligat Kanunu'na göre, tebligat öncelikle kişinin bilinen en son adresine yapılır. Eğer bu adreste tebligat yapılamazsa, o zaman kişinin MERNİS'te (Adres Kayıt Sistemi) kayıtlı olan yerleşim yeri adresi 'bilinen en son adresi' olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır (m. 10/2). Tebligat Kanunu m. 21/2 ise, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatlarda, kişi o adreste hiç oturmamış veya ayrılmış olsa bile, tebligatın muhtara bırakılıp kapıya ihbarname yapıştırılmasıyla geçerli sayılacağını düzenler. Salih Savran başvurusunda sorun şudur: İdare, m. 21/2'nin sağladığı kolaylıktan (muhatap adreste bulunmasa bile tebliğ edilmiş sayılma) yararlanmak için tebligat zarfına 'MERNİS adresi' şerhini düşmüş, ancak tebligatı gerçek MERNİS adresine değil, eski bir adrese göndermiştir. Bu, kanunun şekli şartlarını yerine getiriyormuş gibi görünerek, özünü ve amacını (kişiyi bilgilendirme) ihlal etmektir. Anayasa Mahkemesi'nin bunu bir ihlal temeli olarak görmesinin nedeni, Sulh Ceza Hakimliği'nin, başvurucunun bu bariz usulsüzlüğe yönelik somut itirazını hiç araştırmadan ve gerekçesinde tartışmadan, 'tebligat usulüne uygundur' diyerek reddetmesidir. Hakimlik, idarenin beyanını mutlak doğru kabul etmiş ve başvurucunun 'MERNİS kaydım farklı' şeklindeki temel savunmasını göz ardı etmiştir. Bu, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyen bir iddianın yanıtsız bırakılması ve adil bir yargısal denetim yapılmaması anlamına geldiği için 'gerekçeli karar hakkı' ihlali olarak kabul edilmiştir.