TMK m. 328/2, ergin olan çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın 'durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde' ona bakmakla yükümlü olduğunu belirtir. Bu hükümle iştirak nafakasının sona ermesiyle doğan 'yardım nafakası' arasındaki ilişkiyi, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2011/1865 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız. Bu durumda, reşit olan çocuğun ayrıca TMK m. 364 uyarınca bir 'yardım nafakası' davası açmasına gerek var mıdır?
TMK m. 328/1 uyarınca, ana ve babanın bakım borcu (ve bunun bir sonucu olan iştirak nafakası) çocuğun ergin olmasıyla kural olarak sona erer. Ancak, TMK m. 328/2, bu kurala önemli bir istisna getirir: Eğer çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın bakım yükümlülüğü, 'yardım nafakası' niteliğinde devam eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2011/1865 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu hüküm, devam eden bir iştirak nafakası davasında veya iştirak nafakasının kaldırılmasına yönelik bir davada, reşit olan çocuğun savunma olarak ileri sürebileceği ve mahkemenin re'sen dikkate alması gereken özel bir düzenlemedir. Bu durumda, ergin olan çocuğun, bakım yükümlülüğünün devamını sağlamak için ayrıca TMK m. 364'e dayanarak yeni bir 'yardım nafakası' davası açmasına gerek yoktur. TMK m. 328/2, daha özel bir hüküm olup, iştirak nafakasının kesintisiz bir şekilde yardım nafakasına dönüşmesini sağlar. Örneğin, baba, çocuğu 18 yaşına girdiği için iştirak nafakasının kaldırılması davası açtığında, çocuk (veya onu temsilen anne), çocuğun eğitiminin devam ettiğini ispatlayarak, davanın reddini ve nafakanın 'yardım nafakası' olarak devam etmesini talep edebilir. Mahkeme bu durumda, babanın talebini reddederek, nafakanın niteliğini değiştirip yardım nafakası olarak devamına karar vermelidir. TMK m. 364 ise, daha genel bir hüküm olup, bu özel durum dışında kalan hallerde (örneğin, eğitimi bitmiş ama yoksulluğa düşmüş çocuk) veya daha önce hiç nafaka bağlanmamış durumlarda başvurulacak yoldur.