Kasten yaralama suçunun 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' (TCK m. 86/3-b) işlenmesi nitelikli bir haldir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/5730 K. sayılı kararında, 15 yaşını doldurmamış bir mağdura karşı işlenen yaralama suçunun takibinin neden şikayete bağlı olmadığını açıklayınız. 'Kendini savunamayacak durumda olma' hali sadece fiziksel bir durumu mu ifade eder?
TCK m. 86/2 uyarınca basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalar kural olarak şikayete tabidir. Ancak, TCK m. 86/3, bu kurala önemli istisnalar getiren nitelikli halleri düzenler ve bu fıkra kapsamındaki eylemlerin 'şikâyet aranmaksızın' takip edileceğini belirtir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/5730 K. sayılı kararında, 15 yaşını doldurmamış bir çocuğa karşı işlenen yaralama suçunun şikayete tabi olmamasının nedeni, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla küçük yaştaki çocukları 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi' olarak kabul etmesidir. Bu kabul, çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişiminin bir yetişkine karşı kendini korumak için yeterli olmadığı varsayımına dayanır. Bu nedenle, çocuğa karşı işlenen eylem, yaralanmanın derecesi ne olursa olsun (BTM ile giderilebilir olsa bile), TCK m. 86/3-b kapsamına girer ve takibi şikayete bağlı olmaktan çıkar. 'Kendini savunamayacak durumda olma' hali sadece fiziksel bir durumu (örneğin, yaşlılık, hastalık, engellilik) ifade etmez. Aynı zamanda kişinin 'ruh bakımından' kendini savunamayacak durumda olmasını da kapsar. Bu duruma örnekler şunlardır: - Yaş küçüklüğü (genellikle 15 yaş altı çocuklar). - İleri derecede yaşlılık. - Akıl hastalığı veya zayıflığı. - Uykuda olma, baygınlık, alkol veya uyuşturucu etkisi altında olma gibi geçici bilinç kaybı durumları. Bu hallerin varlığı, failin eylemini daha kolay icra etmesini sağladığı ve mağdurun savunmasızlığından faydalanıldığı için kanun koyucu tarafından daha ağır bir ceza nedeni olarak kabul edilmiştir.