CMK m. 223/9'daki 'derhal beraat' hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak 'derhal' kavramının yorumlanması konusunda doktrinde ve uygulamada iki farklı görüş bulunmaktadır. Bu iki görüşü ('delil takdirine girmeden beraat' ve 'mevcut dosya durumuna göre beraat') karşılaştırarak açıklayınız. Yargıtay'ın benimsediği yaklaşım hangisidir ve bu yaklaşımın sanığın 'aklanma hakkı' açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109816

CMK m. 223/9'daki 'derhal' kavramının yorumlanmasına ilişkin iki görüş şunlardır: 1) Dar Yorum (Delil Takdirine Girmeden Beraat): Bu görüşe göre 'derhal beraat', mahkemenin delil takdirine hiç girmeden, dosyanın esasına inmeden, ilk bakışta fiilin suç teşkil etmediğinin anlaşıldığı hallerle sınırlıdır. Örneğin, fiilin kanun değişikliği ile suç olmaktan çıkarılması veya iddianamede anlatılan eylemin açıkça suç tanımına uymaması gibi durumlar bu kapsama girer. Bu yoruma göre, eğer beraat kararı vermek için dosyadaki delillerin (tanık beyanları, raporlar vb.) bir değerlendirmesi gerekiyorsa, bu artık 'derhal beraat' hali değildir ve eğer zamanaşımı gibi bir düşme sebebi varsa, düşme kararı verilmelidir. 2) Geniş Yorum (Mevcut Dosya Durumuna Göre Beraat): Bu görüşe göre 'derhal' kavramı, 'yargılamanın o anki aşaması itibarıyla, ek bir delil toplanmasına veya yeni bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın, mevcut delillerle' beraat kararı verilebilecek tüm halleri kapsar. Mahkeme, dosyaya girmiş olan tüm delilleri değerlendirir ve bu değerlendirme sonucunda beraat kararı verilebileceği kanaatine varırsa, başka bir işlem yapmadan beraat kararı verir. Yargıtay'ın benimsediği ve uyguladığı yaklaşım, açıkça 'geniş yorum'dur (Bkz. YCGK, 2012/7-302 K.). Bu yaklaşımın sanığın 'aklanma hakkı' açısından önemi büyüktür. Eğer dar yorum kabul edilseydi, delil yetersizliğinden beraat etmesi gereken bir sanık, zamanaşımı dolduğu için 'düşme' kararıyla yetinmek zorunda kalacaktı. Bu, üzerinde bir şüphe gölgesi bırakır. Geniş yorum ise, dosyadaki delillerin sanığın suçsuzluğunu göstermek için yeterli olduğu her durumda, diğer usuli engellere (düşme, durma vb.) rağmen sanığın tam olarak aklanmasını sağlayarak lekelenmeme hakkını ve adil yargılanma ilkesinin özünü korur.