Bir avukatın, Avukatlık Kanunu'na göre mesleğe kabulü için gereken şartlardan olan 'avukatlığa engel bir hali olmamak' (Av. K. m. 3/f) ne anlama gelmektedir? Avukatlık Kanunu m. 5'te sayılan engel hallerden, özellikle 'kesinleşmiş bir disiplin kararı' ve 'hükümlülük' ile ilgili olanları, mesleğin kamu hizmeti niteliği ve gerektirdiği güvenilirlik açısından yorumlayınız.
'Avukatlığa engel bir hali olmamak' şartı, kişinin avukatlık mesleğinin onuru, itibarı ve gerektirdiği ahlaki standartlarla bağdaşmayacak bir durumda olmamasını ifade eder. Bu haller Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinde sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilmiştir. Bunlardan en önemlileri şunlardır: 1) Hükümlülük Engeli (m. 5/1-a): Taksirli suçlar hariç, toplamda iki yıldan fazla hapis cezasına veya devletin güvenliğine, anayasal düzene, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik gibi 'yüz kızartıcı' olarak nitelenen suçlardan mahkum olmak, affa uğramış olsalar bile avukatlığa engeldir. Bu engel, mesleğin gerektirdiği dürüstlük ve güvenilirliğin sarsılmamasını amaçlar. 2) Kesinleşmiş Disiplin Kararı Engeli (m. 5/1-b, c): Başka bir mesleğin (memurluk, hakimlik vb.) disiplin mevzuatına göre 'meslekten veya memuriyetten çıkarılma' cezası almış olmak avukatlığa engeldir. Ayrıca, avukat veya hakim/savcı iken 'meslekten çıkarılma' cezası almış olmak da sürekli bir engel teşkil eder. Bu düzenlemelerin temel amacı, avukatlık mesleğinin bir 'kamu hizmeti' olmasıdır. Yargının kurucu unsuru olan savunmayı temsil eden avukatların, sadece hukuki bilgiye değil, aynı zamanda yüksek ahlaki standartlara, dürüstlüğe ve toplum nezdinde güvenilirliğe sahip olması beklenir. Bu engeller, mesleğin saygınlığını korumaya ve kamuoyunun avukatlık mesleğine olan güvenini sürdürmeye yönelik koruyucu tedbirlerdir.