Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2022/20539 K. sayılı kararında, kaçak bir göçmeni istihdam etme ve şehir içinde seyahatine aracı olma eylemi, TCK m. 79/1-a'daki 'ülkede kalmasına imkan sağlama' suçu kapsamında değerlendirilmiştir. Bu kararın temelindeki 'maddi menfaat' yorumu nedir? Sigorta ve vergi masraflarından kurtulmanın 'dolaylı maddi menfaat' olarak kabul edilmesinin hukuki mantığını, Kabahatler Kanunu m. 15/3 ile ilişkilendirerek açıklayınız.
Bu karardaki 'maddi menfaat' yorumu, menfaatin sadece doğrudan para alınması şeklinde olamayacağı, 'dolaylı' ve 'ekonomik avantaj sağlama' şeklinde de ortaya çıkabileceği ilkesine dayanır. Yargıtay, sanığın kaçak bir göçmeni çalıştırarak şu dolaylı maddi menfaatleri elde ettiğini kabul etmiştir: 1) Sigorta ve vergi yükümlülüklerinden kurtulma. 2) Göçmenin kaçak statüsü nedeniyle haklarını arayamayacak olmasından faydalanarak, iş güvencesi ve tazminat gibi yükümlülüklerden muaf olma (ucuz ve güvencesiz işgücü). 3) Düşük ücretle çalıştırma imkanı. Bu ekonomik avantajlar, TCK m. 79'un aradığı 'maddi menfaat elde etme maksadı' için yeterlidir. Eylem, aynı zamanda 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca 'çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştırma' kabahatini de oluşturmaktadır. Ancak, Kabahatler Kanunu'nun 15/3. maddesi, 'Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir' hükmünü içerir. Bu, 'suçların içtimaında suçun kabahati tüketmesi' ilkesidir. Dolayısıyla, eylem hem suç hem de kabahat oluşturduğunda, fail sadece daha ağır olan suçtan (göçmen kaçakçılığı) cezalandırılır, kabahatten dolayı ayrıca idari para cezası verilemez.