Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/7416 K. sayılı kararında, iştirak nafakasının kaldırılması talebi içeren bir davada, bu talep için nispi harç alınmadan yargılamaya devam edilmesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Velayetin değiştirilmesi gibi maktu harca tabi bir taleple birlikte, nafakanın kaldırılması gibi nispi harca tabi bir talebin aynı davada ileri sürülmesi (terditli veya kümülatif dava), harç hukuku açısından nasıl bir sonuca yol açar?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, Harçlar Kanunu'nun temel ilkelerine dayanmaktadır. Nafakanın kaldırılması talebi, konusu para ile ölçülebilen bir taleptir. Kaldırılması istenen nafakanın bir yıllık tutarı, davanın değeri olarak kabul edilir ve bu değer üzerinden 'nispi harç' (dava değerine göre değişen oranlı harç) alınması gerekir (Harçlar Kanunu m. 16, 28). Velayetin değiştirilmesi talebi ise, konusu para ile ölçülemeyen, şahıs varlığına ilişkin bir dava olduğu için 'maktu harca' (her yıl belirlenen sabit tutarlı harç) tabidir. Bir davada, maktu ve nispi harca tabi talepler birlikte ileri sürüldüğünde (objektif dava birleşmesi), her bir talep için ilgili harcın ayrı ayrı alınması zorunludur. Davacının dava dilekçesini verirken yatırdığı başvurma harcı tüm talepleri kapsar, ancak peşin harç her talep için ayrı hesaplanır. Somut olayda, davacı velayetin değiştirilmesi için maktu harcı yatırmış, ancak iştirak nafakasının kaldırılması talebi için ödemesi gereken nispi peşin harcı yatırmamıştır. Mahkemenin, Harçlar Kanunu m. 30 ve 32 uyarınca, davacıya eksik harcı tamamlaması için süre vermeden ve bu usuli işlemi tamamlamadan davanın esası hakkında yargılamaya devam edip karar vermesi, kamu düzeninden olan harç hükümlerine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle Yargıtay, harç tamamlatılmadan davaya devam edilmesini usule aykırı bularak kararı bozmuştur.