TCMB tarafından 16 Nisan 2021'de yayımlanan 'Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik', kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasını yasaklamıştır. Bu yönetmeliğin 'normlar hiyerarşisi' ve Anayasa m. 48'de düzenlenen 'çalışma ve sözleşme hürriyeti' açısından hukuka uygunluğunu tartışınız. Bir temel hakkın 'yönetmelik' ile bu şekilde sınırlandırılması mümkün müdür?
Not: Bu soru, doğrudan sağlanan metinlerde yer almayan ancak 'Pandemi Sürecinde Genelge Rüzgarı' metnindeki hukuki mantığın uygulanabileceği, doktora seviyesinde analitik düşünmeyi gerektiren bir sorudur. Bir temel hakkın 'yönetmelik' ile bu şekilde sınırlandırılması, 'normlar hiyerarşisi' ve Anayasa m. 13 açısından hukuken mümkün değildir ve ciddi hukuki sorunlar barındırır. 1) Normlar Hiyerarşisi ve Anayasa m. 13: Anayasa m. 13, temel hak ve hürriyetlerin ancak 'kanunla' sınırlanabileceğini amir bir dille düzenlemiştir. Yönetmelik, kanunun altında yer alan bir idari düzenleyici işlemdir ve kanunun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılır. Kendi başına bir temel hakkı sınırlayan, kanunda olmayan yeni bir yasak getiren bir kural koyamaz. Kripto varlıklarla ödeme yapma eylemi, Anayasa m. 48'de güvence altına alınan 'sözleşme hürriyeti' ve 'teşebbüs hürriyeti' kapsamında değerlendirilir. Bu temel haklara getirilen kapsamlı bir yasak, ancak ve ancak TBMM tarafından çıkarılacak bir 'kanun' ile yapılabilir. TCMB'nin kendi kanunundan (1211 s. Kanun) aldığı genel 'para politikalarını düzenleme' yetkisi, Anayasa m. 13'ün aradığı anlamda spesifik bir 'kanuni dayanak' olarak kabul edilemez. Kanun, sınırlamanın çerçevesini, koşullarını ve sınırlarını net bir şekilde çizmelidir. 2) Hukuki Sonuç: Bu yönetmelik, kanunilik ilkesine açıkça aykırı olduğu için hukuka aykırıdır ve Danıştay'da açılacak bir iptal davasına konu olabilir. Yönetmeliğe dayanılarak verilecek idari yaptırımlar da (örneğin, para cezaları) hukuki dayanaktan yoksun olacağından iptal edilebilir. Sonuç olarak, amaç ne kadar meşru olursa olsun (finansal istikrarı korumak vb.), temel bir hakkın yönetmelik gibi bir idari işlemle sınırlandırılması, 'hukuk devleti' ilkesinin ve Anayasa'nın amir hükümlerinin açık bir ihlalidir.