Yargıtay HGK'nın 2019/1179 K. sayılı kararında, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü kusuru olmaksızın tamamen kaybetmesi halinde yoksulluk nafakasının kaldırılabileceği belirtilmiştir. Bu kararı TMK m. 1'de düzenlenen 'hakimin hukuk yaratması' ve 'kanunun ruhuyla uygulama' yetkisi çerçevesinde nasıl değerlendirirsiniz? Bu içtihat, 'pacta sunt servanda' (ahde vefa) ilkesinin nafaka hukukundaki sınırlarını nasıl çizmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109798

Yargıtay HGK'nın bu kararı, TMK m. 1'deki ilkelerin somut bir uygulamasıdır. TMK m. 1, hakime kanunun 'sözüyle ve özüyle' uygulama görevi verir. Somut olayda, TMK m. 176'nın 'sözü' (lafzı), mali durum değişikliğini sadece indirim sebebi sayarken, nafakanın 'özü' (ruhu veya amacı), yani TMK m. 175'te belirtilen 'mali gücü oranında' ödeme koşulu, ödeme gücü kalmayan kişiden nafaka alınamayacağını işaret etmektedir. HGK, kanunun lafzının, konuluş amacına ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı durumlarda, kanunun ruhuna (amacına) üstünlük tanınması gerektiğini kabul etmiştir. Bu, hakimin doğrudan 'hukuk yaratması' değil, mevcut kanun hükümlerini (m. 175 ve m. 176'yı birlikte) amaçsal olarak yorumlayarak somut olaya adil bir çözüm bulmasıdır. 'Pacta sunt servanda' (ahde vefa) ilkesi, tarafların anlaşmalarına sadık kalmasını ifade eder. Boşanma kararıyla hükmedilen nafaka da bir nevi yargısal bir sözleşme niteliğindedir. Ancak, nafaka hukuku, sürekli borç ilişkisi olması ve tarafların hayat koşullarındaki değişikliklerden etkilenmesi nedeniyle bu ilkenin katı bir şekilde uygulandığı bir alan değildir. TMK m. 176/4 ve m. 331 gibi 'durumun değişmesi' (clausula rebus sic stantibus) ilkesini yansıtan hükümler, ahde vefanın sınırlarını çizer. Yargıtay'ın bu kararı, ahde vefanın en temel sınırının 'borçlunun ifa imkansızlığı' olduğunu göstermektedir. Kusuru olmaksızın ödeme gücünü tamamen yitiren bir borçludan nafaka ödemesini beklemek, hem hakkaniyete aykırıdır hem de borçlunun Anayasa m. 17 ile korunan 'maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme' hakkını ihlal eder. Dolayısıyla, bu içtihat, ahde vefanın, hakkaniyet ve ifa imkansızlığı karşısında geri çekileceğini ortaya koymaktadır.