Birikmiş nafaka alacaklarında zamanaşımı nasıl işler? Nafakaya ilişkin bir mahkeme ilamının kendisinin zamanaşımına uğramaması, ancak birikmiş nafaka alacaklarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olması arasındaki farkı bir örnekle açıklayınız (İİK m. 39/1, BK m. 146).
Nafaka ilamlarının zamanaşımı, genel ilamların zamanaşımından farklı ve ikili bir yapıya sahiptir. Aradaki fark şudur: 1) İlamın Kendisinin Zamanaşımına Uğramaması: Nafakaya ilişkin mahkeme kararları (ilamlar), İİK m. 39/1'deki 'Nafakaya ilişkin ilamlar müstesna...' hükmü gereğince, genel kural olan 10 yıllık ilam zamanaşımına tabi değildir. Bu, nafaka ilamının üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçse bile, ilamın geçerliliğini ve icra edilebilirliğini koruduğu anlamına gelir. Bu ilama dayanılarak geleceğe yönelik işleyecek nafakalar her zaman talep edilebilir. 2) Birikmiş Nafaka Alacaklarının Zamanaşımına Uğraması: Ancak, ilamın kendisi zamanaşımına uğramasa da, ilam gereği doğmuş ve muaccel hale gelmiş olan her bir 'aylık nafaka alacağı', ayrı bir alacak kalemi olarak Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi (eski BK m. 125) uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Örnek: Mahkeme 10.10.2006 tarihinde bir iştirak nafakasına hükmetmiş olsun. Alacaklı, 15.11.2017 tarihinde bu ilama dayanarak icra takibi başlatırsa: - İlamın kendisi üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiği için geçersiz olduğu iddia edilemez. İlam hala geçerlidir ve 15.11.2017 tarihinden sonra işleyecek nafakalar bu ilama dayanılarak talep edilebilir. - Ancak, birikmiş nafakalar için geriye doğru 10 yıl hesaplanır. Yani, 15.11.2017'den geriye gidildiğinde 15.11.2007'den önceki döneme ait birikmiş nafaka alacakları (örneğin, 2006 ve 2007'nin ilk 10 ayına ait nafakalar) zamanaşımına uğramış olur ve borçlu zamanaşımı defini ileri sürerse tahsil edilemez. 15.11.2007 ile 15.11.2017 arasındaki 10 yıllık birikmiş nafaka ise talep edilebilir.